Eğitim Modellerimiz

Mindfulness (Bilinçli Farkındalık Eğitimi)

"Çocukların dikkat, konsantrasyon, zorlayıcı duygu ve durumlarla baş etme becerilerini geliştirmelerine destek olan bir eğitim çeşididir."

Çocuklar bedenlerinin, nefeslerinin, duygu ve düşüncelerinin farkına vararak, daha mutlu bir birey olarak hayata hazırlanırlar. Kendilerini daha rahat ifade edebilmeyi öğrenen çocuklar, arkadaşlarının duygularını da daha iyi fark edebilmeye başladıkları için empati becerilerini geliştirirler.

Ayrıca Mindfulness çalışmaları zihni sakinleştirdiği için, öğrencilerin stres ve kaygı düzeylerini de azaltır.

 

STEM Eğitim Modeli

STEM eğitimi, fen (science), teknoloji (technology), mühendislik (engineering) ve matematik (mathematics) gibi dört önemli disiplinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan bir öğretim modeli olarak tanımlanır.

Bu sistem sayesinde, öğrencilere Fen bilimleri, Matematik gibi dersleri ezber sisteminden çıkartıp, bilgilerin gerçek yaşamda uygulanabilirliği ve problem çözme tekniklerinin/metodlarının geliştirilmesi, merak, araştırma ve beceri gibi özelliklerinin öne çıkartılması hedef alınmaktadır. Öğrencilere günlük yaşamda problemlerle başa çıkmanın da bir matematiği olduğunu anlatıp, farklı düşünmelerini ve çeşitli süreçlere yeni çözümler arama kabiliyetlerini artırmalarını sağlayacak bir yaklaşımdır.

Erken yaşta eleştirel düşünme, yaratıcılık ve problem çözme, deneme-yanılma, yaparak öğrenme, sorgulama, araştırma yapma ve buluş yapma gibi yetileri aktararak, toplumun üretkenlik ve sorumluluk becerilerini artırmayı hedefliyor.

 

High/Scope Eğitim Yaklaşımı (Etkin Öğrenme)

1962 yılında ABD’de David P. Weikart ve meslektaşları tarafından geliştirilen ve bugün dünyanın bir çok ülkesinde uygulanmakta olan bir okul öncesi eğitim yaklaşımıdır. Bu yaklaşımın oluşturulmasına Piaget’in kuramları rehberlik etmiştir.

Bu yaklaşımda çocukların en fazla kendi kendilerine planlayıp uyguladıkları etkinliklerden öğrendikleri anlayışı esastır. Bir diğer deyişle, High/Scope Programı erken çocukluk eğitiminde “etkin öğrenme”kavramını temel alır. Çocukların kendi tercihlerini yapmalarına, karar alma mekanizmalarının geliştirilmesine, sorumluluk almayı öğrenmelerine, öz disiplin ve yeteneklerinin geliştirilmesine destek verilir. Çocukların yaratıcı, girişken, sorgulayıcı, kendini rahatça ifade edebilen, başkalarının görüşlerine açık bireyler olarak yetişmeleri teşvik edilir. Bunun sonucunda da çocuğun dil gelişimi (dili kullanma becerisi-kendini ifade yeteneği-düşünme süreci vs) gelişir.

Etkin Öğrenme Uygulanması

Etkin öğrenme yaparak öğrenmedir. Çocuk (öğrenen) tarafından başlatılan ve devam ettirilen öğrenme sürecidir. “Etkin öğrenme” çocuğun yeni bir kavramı deneyimleri sonucu keşfetmesidir. Deneyim kazanırken duyularını aktif olarak kullanır- dokunur, tadar, bakar, dinler ve koklar. Böylelikle yeni materyal ya da durum hakkında kalıcı bilgiler edinir.

Çocuk, nesneleri ve kendi bedenini kullandıkça bunların kullanım ve özellikleriyle ilgili keşiflerde bulunur. Bu özellikler insanlarla, düşüncelerle ve olaylarla etkileşime girdikçe daha anlamlı hale gelir. Etkin öğrenme sayesinde çocuk kendi merakı doğrultusunda keşfederek yeni bilgiler üretir, problemlerini çözer.

Etkin Öğrenme beş ana noktadan oluşur:

  • Malzeme; çocuğun çeşitli biçimlerde kullanabileceği çok amaçlı ve bol miktarda malzeme olmalıdır.
  • Kullanma; çocuk nesneleri özgürce kullanmalıdır. Çocuklara araştırma ve deneme özgürlüğü verilmelidir.
  • Seçim; ne yapacağına, nasıl yapacağına ve hangi malzemeleri kullanacağına çocuk karar vermelidir.
  • Dil; çocuk yapmakta olduğu şeyi anlatmalıdır. Açık uçlu sorular (örn, bunu nasıl yaptın? Başka ne yapabilirsin, vb.) sorularak çocukların düşünerek cevap vermesi ve kendi sözcüklerini seçmesi sağlanmalıdır.
  • Destek; yetişkinler ve akranlar çocuğun problem çözme ve yaratıcılık çabalarını görüp, teşvik etmelidir.

Öğretmen bir etkinlik planlarken bu beş noktayı da düşünmeli, etkinliği öyle planlamalıdır. 5 noktanın hepsinin olduğu bir etkinlik gerçekten aktif bir etkinlik olacaktır. Bunlardan herhangi birinin eksilmesi (materyal,kullanım,seçim,dil var ancak yetişkin desteği yok ise) öğrenmenin aktifliğini düşürecektir.Öğretmenler bu 5 unsuru bir kontrol listesi olarak kullanabilir ve etkinliklerini bu çerçevede planlayabilirler.

 

Reggio Emilia Yöntemi

II. Dünya savaşı sonrasında İtalya’nın kuzeyinde Reggio Emillia adı verilen 150,000 nüfuslu bir kasabada anne babaların çocuklarının eğitim alabileceği bir okul kurma girişimiyle başlayıp, bugün “Reggio Emilia” yaklaşımı adıyla tüm dünyaya yayılan bir okul sistemidir. Loris Malaguzzi bu yaklaşımın öncüsüdür.“Eğitim her çocuğun hakkı” olduğu düşüncesiyle çocukların kaliteli bir eğitim alabilmesi için okul, aile ve toplumun işbirliği içinde çalışması gerektiği esas alınmıştır.

Bu yaklaşıma göre çocuklar hayatın anlamıyla ilgili cevaplar aramaktadırlar. Onlara cevabı vermek için acele etmemek, onun yerine cevabı kendilerinini bulması için teşvik etmek gereklidir. Erken çocukluk eğitiminde yapılması gereken, çocuklara gelişimlerini destekleyici ve ilerlemelerini teşvik edici bir ortam yaratabilmek ve kendi fikirlerinin gelişmesine fırsat tanımaktır. Çocukların sayısız farklı, entellektüel ve iletişimsel potensiyelleri vardır ve her birine saygı gösterilmelidir. Çocuklar teoriler geliştiren, bilgi üreten, gözlem yapan, aktif deneyimler edinen, sosyal, duygusal ve zihinsel yönden farklı kaynaklara sahip olan kişilerdir.

Reggio Emilia yaklaşımında, çocuklara somut yaşantılar sunulur, bu sayede yeni deneyimler kazanmalarına yardımcı olunur. Çocuklar araştıran, üreten ve hipotezlerini test eden kişilerdir. Kendilerini ifade ederken çok farklı sembolik araçlardan yararlanabilirler. Örneğim, resim, müzik, gölge oyunları, dramatik oyun gibi. Reggio yaklaşımında buna “Çocuğun Yüz Dili”adı verilir. Çocukların düşüncelerini ve duygularını herkes tarafından görünür kılmak adına kullandıkları birçok sayıda dile sahip olduklarına inanılır. Bu diller aracılığıyla çocukların sembolik düşünmesi, farkındalığını ve iletişim becerileri gelişir.

 

Montesorri Eğitim Sistemi 

Montessori Eğitim Sisteminde öğretmen, çocuğun kendi kendine öğrenmesine izin verir. Öğretmen, çocuğa diğer eğitim sistemlerinden farklı olarak kendi öğrenmesine yardımcı olan arkadaştır. Eğitime uygun hazırlanan ortamda çocuk Maria Montessori Eğitim Sistemine özel geliştirilen öğretici materyallerle deneyimler yapar ve çevreyi kavrar. Özel olarak eğitim almış eğitimciler dikkatli ve saygılı bir şekilde çocuğa refakat ederler.

Montessori Eğitim Sistemi; özgüveni yüksek, öğrenmeyi seven, kendisi ile barışık çocuklar yetiştirir. Maria Montessori’nin geliştirmiş ve birçok ülkede uygulamış olduğu bu eğitim modeli Almanya, İtalya, İngiltere ve Amerika’da en çok uygulanan anaokulu programıdır. 

Delta Eğitim sisteminde uyguladığımız eğitim modelleri,çocuklarımızın yaş düzeylerine,psikolojik gelişimlerine ve milli, manevi değerlerimize uygun olarak yapılmaktadır.